Sevgili Dost,

23/3/2009 · Kategori: Edebiyat-Deneme



Sevgili Dost,

İnsan yoktu ve sınır yoktu. İnsan geldi ve elindeki tebeşirle sınırlar çizmeye başladı.



A. Ali Ural / Posta Kutusundaki Mızıka

Yorum (3) Yorum yaz!

Sone 24

14/3/2009 · Kategori: Edebiyat-Deneme



...

Ama gözlerin sanatında yine de bir eksiklik var:
Gördüklerini çiziyorlar yalnız, yüreği tanımıyorlar.




William Shakespeare

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hayal Meyal

30/12/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme





Mahallede aşağılanıp, horlanan çelimsiz çocuklar gibiyim.

Oyunlara ancak adam eksik olduğunda kabul edilen beceriksiz çocuklar gibi.

Hayata katılmakta güçlük çekiyorum.

Benim mevsimim sonbahar.

Sokakların tenhalaşmaya başladığı vakitler.
 
Tek kişilik oyunlar ustasıyım ben.

Tek kişilik özlemler, tek kişilik acılar ustasıyım.

Ben yağmuru arıyorum.

Ben yağmuru arıyorum.

Ben yağmuru arıyorum.

Ben seni arıyorum.



Tarık Tufan / Hayal Meyal

Yorum (6) Yorum yaz!

Nasıl?

2/12/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme





Ağzın yemekle doluyken
nasıl
şarkı söyleyebilirsin?

Elin altınla doluyken
nasıl
dua için açabilirsin?



Halil CİBRAN

Yorum (2) Yorum yaz!

Biz Çocukların Öldüğü Her Yere Gazze Diyoruz

6/8/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme






  Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze’dir. Bir bebek bir yaşına girerken ağzında emzik değil, kurşun taşıyorsa orası Gazze’dir.

  Bebeklerin uykulu gözleriyle annelerinin memelerini ararken, kor gibi yanan namluları emmeye başladıkları yerin adı Gazze’dir. Yağmur bir futbol sahasında çocuğun atacağı golleri yutmak için sırada beklerken, çocuğun çelimsiz vücudunu kurşun yağmurları yutuyorsa orası Gazze’dir.

  Okula gitmek için erkenden kalkmış ve saçlarını ören annesinin parmaklarından sızan merhameti kana kana içen kız çocuğu, henüz evinden çıkmamışken damlarına düşen bir bombayla birlikte duvarların altında kalıyorsa orası Gazze’dir. Çocuk bir varilin arkasına sığınmaya çalışırken, kurşun önce saklanıp, çocuk kafasını uzattığı anda alnından sobeliyorsa orası Gazze’dir. Okulun bahçesinde ip atlayan kız çocuğu tam gökyüzüne yükselmişken, kurşunlar gri kanatlarıyla gelip kızı başka göklere kaçırıyorsa orası Gazze’dir.

  Artık dünyanın neresinde bir çocuk ölürse orası Gazze’dir. Gazze, çocukların öldüğü yerlerin adıdır bundan böyle. Bir çocuk sıtmayla, tüberkülozla, yüksek ateşle ve daha bilmem hangi hastalıkla ölürse ölsün, öldüğü yer neresi olursa olsun, biz oraya Gazze diyeceğiz. Duvarların çepeçevre sardığı bir ölüm kampına dönüştürülen Gazze’de, çocuklar ölmeye devam ettiği sürece hiçbir masal tamamlanamayacak, hiçbir çocuk şarkısı melodisini bulamayacak, hiçbir oyunun sonu gelmeyecek, hiçbir top zıplamayacak, hiçbir tebeşir tahtaya yazmayacak. Çocukluk dünyasına dair hiçbir renk gerçek yüzüyle insanların gözüne görünmeyecek bundan böyle. Çocuklar eksildikçe, eksilecek herkes ve her şey…

  Paul Virilio, yaşlı bir Japon dostunun kendisine şöyle söylediğini aktarıyor: “Amerikalılar’ı bağışlayamamamın nedeni Hiroşima’nın yalnızca bir savaş eylemi değil, bir deney olması.” Savaş bir gün anlaşılabilir ve belki de bütün kıyıcılığına rağmen insanlık tarihinin sayfalarından dışarıya çıkamayacak şekilde geride bırakılabilir. Pek çok savaşı kolektif zihnin geniş ve karanlık koridorlarında bıraktık.

  Bir kenara not edelim; Gazze’de de artık savaş yok! Buna savaş demek bir deney halini görmezden gelmek demektir. Şöyle söylemek de mümkün artık dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan masum ve mazlum halklar üzerine girişilen bir saldırı Gazze’den ilhamla daha acımasız hale dönüşebilir. Gazze gittikçe şiddetin deney alanına dönüşüyor zira…



Tarık TUFAN

Yorum (yok) Yorum yaz!

Öfkem...

25/6/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme



...

Onları öfkeme layık bulmuyorum.


Öfkem bana ait bir şey.

Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu...



Tutunamayanlar / Oğuz Atay

Yorum (2) Yorum yaz!

saydam çiçek

5/6/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme

 

 

Burada soluyorsun saydam çiçek.

 

Bir masal kahramanının bu duvarların ötesine götürmesini bekliyorsun seni...

 

 

Tutunamayanlar / Oğuz ATAY

Yorum (2) Yorum yaz!

Karanlıktı..

23/5/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme

 

 

Düşüncelerim, yağmurda kimselerin yürümediği dar sokak gibi ıssız ve karanlıktı.

 

Siyah düşlerimi kimse aydınlığa yormuyor.

 

Burada olsaydın anlatacak çok şeyim vardı.

 

Belki de susardım saatler boyu.

 

Konuşmam gereken hiçbir yerde konuşamadığım gibi.

 

Sokak lambasının odaya vuran yarım yamalak ışığında,birkaç dize şiir okurdum yorgun gözlerimle.

 

Odanın lambasını açmıyorum.

 

Sessizliği fark etmemek için.

 

Ya da kendimi kaybetmek için soğuk odada...

 

 

Tarık Tufan – Kekeme Çocuklar Korosu

Yorum (yok) Yorum yaz!

BEN SANA AŞIK OLMUŞUM BAHAR

2/5/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme

 

 

 

BEN SANA AŞIK OLMUŞUM BAHAR
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Yaşıyorsun kanımda, etimde, çığlıklarımda. Sen dışarıda bir yerde açmıyorsun, yeşillenmiyorsun orada. Kök salıyorsun ruhumun kıvrımlarında. Dalların uzuyor bak kalbimin köşelerinde, çiçek açıyorsun tenimde.
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Dolu dizgin geldin ve girdin koynuma, aldın beni benden savurdun hiçliğin kıyılarına. Yele verdin benliğimi bir lüle saç gibi. Ben, yani bu pejmürde fani, oturmuş bekliyordum yolun kıyısında, yolun tozuna bulanmış saçlarımla gelene geçene, özellikle geçene bakıyordum mükedder gözlerle. Sen yolun başında göründün, ayağında halhallar, gözlerinde meneviş, renklerle bezenmiş, geldin oturdun yanıma.
 
Ben hayatın kıyısında bir yerde kendi ellerimle yapacağım kulübeyi hayal ediyordum. O kulübede bir başıma yitik ve dingin yıldızlı gecelerin seyrini düşlüyordum. Oysa sen geldin ve oturdun yanıma. Kokunu kokuma kattın, gözlerimin ta içine baktın, ellerini geçirdin yüreğimin halkasına, ayağının dibine azadsız köle yaptın.
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Oysa ben anlamazdım böyle hallerden, sen beni nice hallere giriftar ettin. Ottan yastığına başını yaslayıp, kendi içinin tenhalarında gezinen, şehirden, makine homurtularından, kadınların o manalı bakışlarından, banknotun ve onursuz sirenlerin dünyasından kaçıp, inzivanın gölgesinde dinlenen adamların kalın kitaplarını okuyan bir şair yürektim ben. Geldin ve kanıma girdin bahar. Bana sonsuzluğu vaat ettin. Yüzümü tekrar varlığa çevirdin, gönlümü erguvanlarına, eflatunlarına meftun ettin. 
 
Evden süpürülüp atılan tozdum ben sabahları, atılan ve tekrar dönen çaresiz bir toz. Sen bana bir kainat olduğumu söyledin. Kulağıma eğildin ve İsa'dan ödünç aldığını nefesinle tüm hücrelerime işleyen fısıltılar mırıldandın. Göz yaşlarının sıcaklığından başka sıcaklık bilmeyen, mezarından başka yurdu olmayan, ölümden başka bir yari olmayan, elifbasını bir tek horozlu şekere satmış bir çocuktum ben. Sen geldin ve tenime dokundun, büyük tutkular sundun bana. 
 
Fakat neden, söyle neden, geldiğin anda gidiyorsun, açtığın anda soluyorsun, gülümserken hıçkırıklara boğuluyorsun, neden? Bunca işgal etmişken ülkemi, dirilişe durdurmuşken ruhumun sefil bedenini, gidiyorsun. Acelen ne, nereye gidiyorsun? Benden özge aşık mı var sana, benden sadık köle mi bulacaksın gittiğin yerde? 
 
Senin için yazdan, güzden, kıştan geçmişim. Kıymışım akışıma, kıyılarıma, köpüklü sularıma. Şimdi, senin sabahlarının birinde, yolun kenarındaki betonların arasında açan bir çiçeğin yanağındaki şebnem olmaya razıyım. Senin güneşinde bir parlayıp bir kaybolan kirli deredeki kabarcık olmaya razıyım. Senin çimenlerinin kenarına ilişip uyuyan bir kedinin mırmırları olmaya razıyım. Yazın yalazlarında kavrulmaya razıyım, kışın üryan olup dağa taşa vurmaya razıyım, güzde dökülüp toprağa karışan bir umarsız yaprak olmaya razıyım. Olmamaya razıyım.
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Sen beni benden ötelere taşırdın, bana sonsuzluğu hatırlattın, göğün üstündeki bahçelerden haber ilettin, bana yaşamın ötesinde yaşamayı, hayatın özüne yürümeyi öğrettin. Ne çare ki geldiğin anda gitmeye başlıyorsun, geride dizleri kan içinde, gözleri uzak diyarlar kadar ıssız bu aşığını bırakıp gidiyorsun. Onu yazın kavurucu ateşlerine atıp gidiyorsun ama kuzgun ateşlerin tam ortasında gülümseyen İbrahim'i bilmiyor musun? Ağzındaki suyla yardıma giden karıncanın meselini bilmiyor musun?
 
Ben sana aşık olmuşum bahar, aşkımı bir metropol kelebeğinin kanatlarına yazmışım bahar.  
 
 
 
Yusuf Özkan Özburun

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Cümle Kapısı

24/4/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme

                  

 

 

Günümü kalbimden dualar ederek geçireceğim.

 

 

         Kalbimin sessizliğinde hem size

 

 

           Hem de ikimize dua edeceğim…

 

            

              Cümle Kapısı-Nazan Bekiroğlu

 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::

Yeni Karalamalar

Ne Demisler

<%Ne Demisler%>

Kategorilerim

Gönülden Yazanlar

Görülesi Mekanlar


Get your own Box.net widget and share anywhere! Designed by In Obscuro
Yanni -- Mother Night (Piano Solo) -