Aşk ve Vuslat

15/5/2008 · Kategori: Edebiyat-Siir

                    

 

 

AŞK VE VUSLAT


Şahlanırken doludizgin mavi hülyalarla,

Duyar Canan'ı rûh sihirli râyihalarla.

Sardıkça her yanı o füsunlu hâtıralar,

Köpürür dalga dalga vuslat tüten duygular.

Uzaklaştıkça kendine âit sahillerden.

Ağarır az ötede ufuk, ağarır birden..

Derken sarar her yanı Mâşuk'un cazibesi,

Duyulur tasavvurlar üstü sihirli sesi..

Varlık aşkla gürleyen bir mûsikî kesilir,

Gittikçe düğüm düğüm bir âleme erilir.

Artık her yerde o sırla gezer ki, büyülü,

Her manzarayla tülîenir Cânân'ın kâkülü..

Hislerde işveyle tüten bir üslûp duyulur

Ve insan uhrevilige sırlı bir yol bulur.

Düşünceleriyle hummalı, ruhu pür neş'e,

Ziya püskürür, fecrin tepeleri peş peşe...

Rüya gibi bir iklime erilir ki; eşsiz,

Füsûnuyla kuşatır bir haz, her yanı sessiz.

Donakalır, sarı güller gibi alnında ter,

Sonra da bir ışığa erer ve her şey biter...

Solar bütün renkler; yeşil, mavi, pembe ve mor,

Mekân "lâ mekân" olur, zamanın nabzı durur.

Dökülür karanfil, yasemin, erguvan, zambak

Menekşe, papatya, lâle ve gül yaprak yaprak.

Görülen bu rüya bitince her yan ağarır,

Rûh da, vuslata ereceği rıhtıma varır..

Anlar o zaman gayenin Allah olduğunu;

Duyar, var olmanın zevkini duyanlar bunu...

îman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise,

Rahman, onlar İçin bir sevgi kılacaktır.


Mesnevi

Yorum (0) Yorum yaz!

Anneler günü kutlu olsun...

11/5/2008 · Kategori: Rastgele

      

Yorum (1) Yorum yaz!

Bir ufaklığın hayat yorumları...

11/5/2008 · Kategori: Rastgele

 

 

-Gökkuşağı Nedir?

 

-Gökkuşağı ya-

murun yağmasıyla oluşan 7 renkli

şeye gökkuşağı denir.

 

Belki beni anlamışsındır.Anladın mı beni?

 

 

...Bir Ufaklık...(Rüveyda)

Yorum (0) Yorum yaz!

Bir ufaklığın hayat yorumları...

11/5/2008 · Kategori: Rastgele

 

 

-Mutluluk Nedir?

 

-Mutluluk bence çok sevinince patlamış gibi güler-

sin ya işte o mutluluktur.

 

Beni işallah anlamışsındır.

 

 

 

...Bir Ufaklık...(Rüveyda)

 

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Kardeşim

8/5/2008 · Kategori: Edebiyat-Siir

   

 

 

                              Kardeşim dedim.


                     Acılarıma da kardeş olur musun?



                               Cahit Zarifoglu

Yorum (0) Yorum yaz!

Gurbet Değil midir?

4/5/2008 · Kategori: Murekkepten Damlayanlar

     

 

 

                   Gurbet yalnızca gidene midir?

 

             Geride kalana sıla,gurbet değil midir?

 

    Geride kalanın içinde hissettiği duygunun adı nedir?

 

                       Gurbet değil midir?

 

 

                         Kelimelerin Ahengi

Yorum (1) Yorum yaz!

Aşığım,bilsen nasıl sevdim...

4/5/2008 · Kategori: Edebiyat-Siir

 

 

  SAVRULUR AKLIM BAŞIMDAN SEN ESERSİN HER FASIL,
  AŞIĞIM BİLSEN NASIL SEVDİM NASIL SEVDİM NASIL,
  PERDEDİR SÖZ, RUHUMUN ESRARI SENSİN SEN ASIL,
  AŞIĞIM BİLSEN NASIL SEVDİM NASIL SEVDİM NASIL...

 

                                     Bekir Sıtkı ERDOĞAN

Yorum (0) Yorum yaz!

BEN SANA AŞIK OLMUŞUM BAHAR

2/5/2008 · Kategori: Edebiyat-Deneme

 

 

 

BEN SANA AŞIK OLMUŞUM BAHAR
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Yaşıyorsun kanımda, etimde, çığlıklarımda. Sen dışarıda bir yerde açmıyorsun, yeşillenmiyorsun orada. Kök salıyorsun ruhumun kıvrımlarında. Dalların uzuyor bak kalbimin köşelerinde, çiçek açıyorsun tenimde.
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Dolu dizgin geldin ve girdin koynuma, aldın beni benden savurdun hiçliğin kıyılarına. Yele verdin benliğimi bir lüle saç gibi. Ben, yani bu pejmürde fani, oturmuş bekliyordum yolun kıyısında, yolun tozuna bulanmış saçlarımla gelene geçene, özellikle geçene bakıyordum mükedder gözlerle. Sen yolun başında göründün, ayağında halhallar, gözlerinde meneviş, renklerle bezenmiş, geldin oturdun yanıma.
 
Ben hayatın kıyısında bir yerde kendi ellerimle yapacağım kulübeyi hayal ediyordum. O kulübede bir başıma yitik ve dingin yıldızlı gecelerin seyrini düşlüyordum. Oysa sen geldin ve oturdun yanıma. Kokunu kokuma kattın, gözlerimin ta içine baktın, ellerini geçirdin yüreğimin halkasına, ayağının dibine azadsız köle yaptın.
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Oysa ben anlamazdım böyle hallerden, sen beni nice hallere giriftar ettin. Ottan yastığına başını yaslayıp, kendi içinin tenhalarında gezinen, şehirden, makine homurtularından, kadınların o manalı bakışlarından, banknotun ve onursuz sirenlerin dünyasından kaçıp, inzivanın gölgesinde dinlenen adamların kalın kitaplarını okuyan bir şair yürektim ben. Geldin ve kanıma girdin bahar. Bana sonsuzluğu vaat ettin. Yüzümü tekrar varlığa çevirdin, gönlümü erguvanlarına, eflatunlarına meftun ettin. 
 
Evden süpürülüp atılan tozdum ben sabahları, atılan ve tekrar dönen çaresiz bir toz. Sen bana bir kainat olduğumu söyledin. Kulağıma eğildin ve İsa'dan ödünç aldığını nefesinle tüm hücrelerime işleyen fısıltılar mırıldandın. Göz yaşlarının sıcaklığından başka sıcaklık bilmeyen, mezarından başka yurdu olmayan, ölümden başka bir yari olmayan, elifbasını bir tek horozlu şekere satmış bir çocuktum ben. Sen geldin ve tenime dokundun, büyük tutkular sundun bana. 
 
Fakat neden, söyle neden, geldiğin anda gidiyorsun, açtığın anda soluyorsun, gülümserken hıçkırıklara boğuluyorsun, neden? Bunca işgal etmişken ülkemi, dirilişe durdurmuşken ruhumun sefil bedenini, gidiyorsun. Acelen ne, nereye gidiyorsun? Benden özge aşık mı var sana, benden sadık köle mi bulacaksın gittiğin yerde? 
 
Senin için yazdan, güzden, kıştan geçmişim. Kıymışım akışıma, kıyılarıma, köpüklü sularıma. Şimdi, senin sabahlarının birinde, yolun kenarındaki betonların arasında açan bir çiçeğin yanağındaki şebnem olmaya razıyım. Senin güneşinde bir parlayıp bir kaybolan kirli deredeki kabarcık olmaya razıyım. Senin çimenlerinin kenarına ilişip uyuyan bir kedinin mırmırları olmaya razıyım. Yazın yalazlarında kavrulmaya razıyım, kışın üryan olup dağa taşa vurmaya razıyım, güzde dökülüp toprağa karışan bir umarsız yaprak olmaya razıyım. Olmamaya razıyım.
 
Ben sana aşık olmuşum bahar. Sen beni benden ötelere taşırdın, bana sonsuzluğu hatırlattın, göğün üstündeki bahçelerden haber ilettin, bana yaşamın ötesinde yaşamayı, hayatın özüne yürümeyi öğrettin. Ne çare ki geldiğin anda gitmeye başlıyorsun, geride dizleri kan içinde, gözleri uzak diyarlar kadar ıssız bu aşığını bırakıp gidiyorsun. Onu yazın kavurucu ateşlerine atıp gidiyorsun ama kuzgun ateşlerin tam ortasında gülümseyen İbrahim'i bilmiyor musun? Ağzındaki suyla yardıma giden karıncanın meselini bilmiyor musun?
 
Ben sana aşık olmuşum bahar, aşkımı bir metropol kelebeğinin kanatlarına yazmışım bahar.  
 
 
 
Yusuf Özkan Özburun

 

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Son yorumlar

Selamun Aleyküm
BAŞARILAR VE TEBRİK
sa.
...
selamlarımla..

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım



Get your own Box.net widget and share anywhere! Designed by In Obscuro